19 Kasım 2012 Pazartesi

Kilo aldıran en ideal besin: Süt


İnsanlarda yağ metabolizması gibi kas metabolizması da mevcuttur. Tıpkı yağların enerji için tüketilmesi gibi kaslarda ve kasları oluşturan proteinler de enerji üretimi için vücudun tercih ettiği yapı taşlarından biridir. Kilo almak isteyen biri vücudunda yağlardan çok proteinlerin yıkımını engellemeli, yani kas ağırlığını arttırmaya çalışmalıdır. Bu doğrultuda, zayıf bir insanın kilo alması için tüketmesi gereken en ideal besin süttür. Tüm canlılar için sütün harika özelliklerinden faydalanırlar. Sütün ne kadar etkin bir besin maddesi olduğu görmek için sadece süt ile beslenen ve çok hızlı büyüyen yeni doğmuş bebekleri izlemek yeterlidir. Bu yazıda sütün kilo almak isteyenler için ne gibi faydalar sunduğunu bulabilirsiniz.


Süt kilo almak isteyenlerin ihtiyaç duyduğu üç temel besin maddesini içerir. Bunlar: peynir altı suyu proteinleri (whey), kazein ve yağdır. Whey kas gelişimine anında yardımcı olur. Kahvaltıda veya egzersizden hemen sonra alınırsa en fazla etkiyi gösterir. Whey’in kas gelişimine olan bu etkisi sporcular için üretilen gıda takviyesi ürünlerinde taklit edilmeye çalışılır. Kasların korunması ve gelişiminde ikincil savunma hattını Kazein enzimi oluşturur. Kazein kas oluşumu için yeterli yapı taşlarını sağlamak ile yükümlüdür. Aynı Whey de olduğu gibi kazein de vücut geliştiriciler ve ağırlık kaldıranlar tarafından çokça kullanılır. Son olarak yağlar gelir. Yağlar vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayarak, kaslarda bulunan enerji kaynaklarının kullanılmasını engellerler. Erkeklerde %7 ile 10, kadınlarda ise %12 ile 20 oranında yağ oranı sağlıklı kalmak için gereklidir. Yağın bir başka özelliği ise bazı maddelerin çözünülmesinde oynadığı rol ile ilgilidir. Bildiğiniz gibi vücudumuzun çoğu sudan oluşur yalnız vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bazı besinler yağda daha iyi çözünür. Yeterli miktarda yağ rezervi bu besinlerin tedarikini düzenli sağlayarak kasların yıkımını engeller.

İçerdiği yararlı maddelerin dışında sütü mucize bir besin kılan diğer bir özellik ise kolay alımını ve sindirimini sağlayan sıvı halde bulunmasıdır. Katı besinleri yemekte güçlük çeken ve kusma hissi duyanlar sütü kolaylıkla sindirebilirler. Ayrıca süt mideniz doluyken bile açlık duygunuzu tetikleyebilir. Şöyle ki: mideniz dolu halde süt içerseniz, sıvı halde olan süt kolaylıkla mideniz ve bağırsaklarınızdan oluşan sindirim sisteminizi baştan sona geçebilir. Ve beyninizin açlık merkezini tekrar harekete geçirebilir.

Son olarak, süt diğer kilo aldırıcı ilaçlara oranla çok daha ucuzudur. Ayrıca içeriği tam olarak bilinmeyen ve yan etkileri bulunabilen ilaçlar yerine doğal bir besin olan süt tercih edilmelidir.

Benzeri yazılar ve sağlıklı beslenmek için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

6 Kasım 2012 Salı

Böbrekler: işlevleri ve bakımları


Kalbinize, ciğerlerinize veya beyninize iyi bakıyor, dikkat ediyorsunuz. Adından çok fazla bahsedilmeyen ama bu saydıklarım kadar önemli olan iki organ daha var, böbrekleriniz. Böbrekleriniz yaşamımızı sürdürebilmemiz için çok önemli işlevleri yerine getiriyor. Bunların en başında vücudumuzdaki atık maddelerden kurtularak kanı temizlemek geliyor. Üstlendiği hayati görev göz önüne alındığında böbreklerimize çok iyi bakmamız gerekiyor. Bu yazıda beslenme alışkanlıklarımızda yapacağımız küçük değişiklikler ile böbreklerinizi nasıl koruyabileceğinizi bulabilirsiniz.

Böbreklerin fonksiyonu

Böbrekler göğüs kafesinin altında ve belinizin biraz üstünde, yanlara doğru yer alan fasulye biçimli organlardır. Her biri yaklaşık yumruğunuz büyüklüğündedir. Yeni fikirler üretmek veya ruhu barındırmak gibi şanlı işler yapmasa da vücudun çöpçülüğünü üstlenmek de çok önemli bir görevdir. Böbrekler günde 180 litre kan süzer. Ve bu oranın %10’luk kısmını idrar yolu ile atılmak üzere ayırır.
Böbrek hastalıklarının tehlikeleri
Böbrekleriniz ile başlayıp genel sağlığınızı tehdit edebilecek birçok rahatsızlık var. Bunların en başında piyelonefrit, yani böbrek iltahaplamları gelmekte. Bu durum daha çok tedavi edilmeyen mesane ve idrar yolu iltahaplarının idrar yolu ile böbreklere yayılması ile oluşur. Böbrek iltahapları sancılı ağrılar, ateş, sık tuvalete çıkma, sürekli tuvalete gitme isteği, idrar yaparken yanma ve acı hissi ve idrar da kan veya irin şeklinde hoş olmayan semptonlar ile kendini gösterir. Hasta aynı zamanda belinde, karında, kasıklarında ve gövdesinin yanlarında ağrı hissedebilir.
Diyabetik hastalarının, böbreklerin atık süzme damarlarına hasar veren diyabetik nöropati rahatsızlığına yakalanma riski yüksektir. Diyabetik nöropati, tedavi edilebilir olsa da, ne yazık ki ileri vakalarda iki böbreği de harap eder ve böbrek yetmezliği ile sonuçlanır. Böbrek yetmezliği diyaliz ( böbreklerin doktorlar tarafından özel işlemler ile temizlenmesi işlemi) veya böbrek nakli gerektirir.
Böbrek rahatsızlıklarına yol açan diğer bir büyük etken türk topluma oldukça tanıdık: yüksek tansiyon. Yüksek tansiyon böbrekleri aşırı zorlar ve aşınmalarına sebep olur. Yüksek tansiyon uzun bir süre gizli kalabilir ve çoğu zaman böbrek rahatsızlıkları ile kendini ele verir.
Böbrek taşı meselesi
Böbrek taşı ağrısı geçiren herkes bilir ki: bu acı hiçbir şey ile kıyaslanamaz. Böbrek taşları, tuz veya diğer minarellerin zamanla böbreklerde birikmesiyle oluşur. Böbrek taşı kum tanesi kadar küçük veya golf topu kadar büyük olabilir. Ağrı, taşın böbreklerden çıkıp idrar yolunda ilerlemesiyle yanlarda, karında veya kasıklarda ortaya çıkar. Hasta kırmızı veya pembe renkte idrar çıkarabilir, bulantı hissedebilir ve kusabilir. Taşlar şiddetli ağrılar sonunda idrar yolu ile vücuttan atılır.
Böbrek taşı oluşumu birçok nedene bağlanabilir. Böbrek taşları kalıtımsal bir sorundur, yani geçmişde ailenizde böbrek taşı problemi varsa sizde yüksek risk grubundasınız. Diğer taraftan yeterince su içmemek, yüksek oranda protein, tuz veya şeker tüketmekde taş oluşumunu tetikleyebilir. Obezite böbrek taşına sebep olabilir. Bununla beraber, gastrik bypass gibi sindirim sistemi ameliyatı geçirenler veya iltihaplı bağırsak hastalığı, kronik ishal gibi sindirim sistemi problemi olanlarda da taş oluşabilir.
Böbrek taşı oluşumunu önleminin yolları
Eğer sizde böbrek taşı tehlikesi ile karşı karşıyasanız, şu önerilerimizi deneyebilirsiniz:
Bolca su için: Günde 6 – 8 bardak su içerek taş oluşumunun önünü alabilirsiniz. Masanızda veya göz önünde sürekli bir bardak su bulundurabilirsiniz.
İdrar miktarınızı takip edin: Size garip gelebilir, ama idrar miktarınız yeteri kadar su alıp almadığınızın en iyi göstergesidir. Normal bir insan günde 1,2 – 1,5 litre idrar çıkarır. Eczaneden tuvaletinize takılabilecek ölçüm cihazları temin edebilirsiniz.
Oksalatlardan uzak durun: Eğer böbrek taşı oluşturmaya yatkınlığınız bulunuyorsa yüksek oranda oksalat içeren beslenmenin sonu kötü olabilir. Böbrek taşlarının %60-75’I oksalat içerir. Oksalat alımını düşürmek için pancar, çikolata, kahve, kola, fındık, maydanoz, fıstık, ıspanak, çilek, çay ve buğday kepeği içeren gıdaların tüketimini azaltmalısınız.
C vitaminini kararında alın: C vitamini sağlığınız için çok önemlidir. Ama aşırıya kaçılması – 3 mg’dan fazla- halinde böbrek taşı riski taşıyanlar için tehlikeli sonuçları olabilir. Vitamin takviyeleri yerine vitamin ihtiyacınızı doğal beslenerek karşılayın.
Protein alımınızı çeşitlendirin: Eğer urik-asit böbrek taşları oluşturmaya meyilliyseniz, hayvansal yağları azaltmalısınız, deniz ürünleri de dahil, et tüketiminizi sınırlandırın.

Genel Böbrek Bakımı
Böbrekleriniz bedeninizde toksinlerin ve atık maddelerin birikmesini engellediği için yüksek performans ile çalışması gerekir. Böbrekleriniz en iyi şekilde işlev görebilmesi için yediklerinize dikkat etmeli, hareketli bir yaşam tarzı sürmeli ve sağlığınız ile ilgili doğru kararlar almalısınız.
Yağı azaltın – Obez olmak aşırı kilolara veya aşırı kilolar obez olmanıza, iki türlü de böbrek problemlerine sebep olacaktır. Bunun için kötü beslenme alışkanlığının önünü alın. İşlenmiş gıdalardan uzak durun, bunun yerine taze sebze, meyve ve tam tohumlu gıdalar tüketin. 
Egzersiz – Haftada en az üç kere 30 dakika düşük tempolu spor yapmanız dolaşımınıza iyi gelir. Sağlıklı beslenme ile birleştiğinde düzenli egzersiz kilonuzu kontrol altına almanızı sağlayacak ve böbrek problemlerinden korunmanıza yardımcı olacaktır.
Tuzu geçin – Tuz yemeklerinize tad verebilir ama yüksek tansiyona da sebep olur. Yüksek tansiyondan ve buna bağlı böbrek rahatsızlıklarından korunmak için tuzu azaltın.
Doğal tarafda kalın - Katkı maddesi  içermeyen, işlenmemiş gıdalar tüketmeye özen gösterin. Reçetesiz ilaç kullanımını azaltmaya çalışın.  
Protein alımınıza dikkat edin - Protein bedenimiz için gerekli olsada böbrek rahatsızlığı olanların veya risk altında olanların protein alımlarını kontrol etmeleri gerekmektedir. Yapı taşı ve enzim olarak çok faydalı olsa da protein metabolizması birçok atık madde üretir ve böbreklerinizi aşırı yorabilir.  

Doğal ve sağlıklı beslenme üzerine daha fazla bilgiye www.lezzetcatering.com adresinde ulaşabilirsiniz.

4 Kasım 2012 Pazar

Pazarlama terimlerinin beslenmemiz üzerine etkileri


Etiketlerin yaşamımızda büyük bir etken olduğu yadsınamaz. Günlük hayatımızın, alışkanlıklarımızın ve algılarımızın sürekli değişmesi ile beraber seçtiğimiz gıdalar da değişiyor. Gıdaların pazarlanması için kullanılan terimler ne kadar gerçeği yansıtıyor. Bu yazıda gıda etiketleri ve kullanılan terimleri irdelemeye çalışacağım.  

Doğal Gıdalar

Doğal kelimesi günümüzde yiyecek ve içeceklerin pazarlanmasında sıkça kullanılır oldu. Doğal terimi gıda üreticileri açısından az işlenmiş, yapay tatlandırıcı, renklendirici veya diğer katkı maddeleri içermeyen gıdalar için kullanılıyor. Diğer taraftan, doğal demek sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Büyük oranda doğal yağ ve sodyum içeren doğal patates cipsi gibi birçok gıda sağlığa zararlı.

Organik Gıdalar

Organik üretim ile yani ilaç veya kimyasal gübre kullanılmadan üretilen tarım ürünlerine organik ürün deniliyor. Organik ürünlerin, endüstriyel veya kimyasal katkı maddelerine maruz kalmadan işlenmesiyle Organik gıdalar üretiliyor. Günümüze kadar organik ürünlerin sağlığa etkisiyle ilgili bir çalışma bulunmamaktadır.

Lifli Gıdalar

Yüksek oranda lif içeren gıdalar son zamanlarda çok gündemde. Lifli gıdalar uzun süreli tokluk hissi verdiği için obezite hastaları veya zayıflamak isteyenler tarafından çokça tercih ediliyor. Raflarda “yüksek oranda lif içerir” ibareli ürünlere rastlamak mümkün.

Gıda endüstrisi ilginizi “daha sağlıklı” olan bu ürünlere yöneltir ve bu doğrultuda pazarlama yaparken size önerim; yapay ürünler yerine bolca lif içeren taze sebze ve meyve yemeniz.

Doğal veya Yapay tatlandırıcılar

Etiketler gördüğümüz üzere birçok gıda, yapay veya doğal tatlandırıcı içermekte. Üzülerek belirtmeliyim ki doğal tatlandırıcıların çoğu pek de doğal sayılmaz. Kaldı ki; gıdalara sadece tat vermesi için harici ekleme yapılması pek doğal bir işlem sayılmaz.

Kimyasal formül ile veya doğal yollar ile üretilen tatlandırıcılar arasında çok ince bir çizgi bulunsa bile aradaki bu küçük fark fiyatlara farklı yansıyor. Doğal tatlandırıcılar sadece gıdaların daha pahalı satılabilmesini olanak veriyor. 

Sıfır Trans yağ

Gıda yönetmeliklerine göre 0,5 gramdan az trans yağ içeren gıda ürünlerine sıfır trans yağ içerir ibaresi konabilir. Bu demek ki etiketinde trans yağ içermez denilen gıdalar da trans yağlar bulunabilir.

Yağsız

Gıda yönetmeliklerine göre 0,5 gramdan az yağ içeren gıda ürünlerine yağ içermez ibaresi konulabilir. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi ambalajında yağsız yazmasına rağmen gıda ürünleri yağ içerebilir.

Eğer sağlığımıza dikkat etmek istiyorsak yediğimiz işlenmiş gıdaların neler içerdiğini bilmeli ve bilinçli tüketiciler olmalıyız.

Sağlıklı beslenme ile ilgili daha fazla bilgiyi www.lezzetcatering.com adresinde bulabilirsiniz.