19 Kasım 2012 Pazartesi

Kilo aldıran en ideal besin: Süt


İnsanlarda yağ metabolizması gibi kas metabolizması da mevcuttur. Tıpkı yağların enerji için tüketilmesi gibi kaslarda ve kasları oluşturan proteinler de enerji üretimi için vücudun tercih ettiği yapı taşlarından biridir. Kilo almak isteyen biri vücudunda yağlardan çok proteinlerin yıkımını engellemeli, yani kas ağırlığını arttırmaya çalışmalıdır. Bu doğrultuda, zayıf bir insanın kilo alması için tüketmesi gereken en ideal besin süttür. Tüm canlılar için sütün harika özelliklerinden faydalanırlar. Sütün ne kadar etkin bir besin maddesi olduğu görmek için sadece süt ile beslenen ve çok hızlı büyüyen yeni doğmuş bebekleri izlemek yeterlidir. Bu yazıda sütün kilo almak isteyenler için ne gibi faydalar sunduğunu bulabilirsiniz.


Süt kilo almak isteyenlerin ihtiyaç duyduğu üç temel besin maddesini içerir. Bunlar: peynir altı suyu proteinleri (whey), kazein ve yağdır. Whey kas gelişimine anında yardımcı olur. Kahvaltıda veya egzersizden hemen sonra alınırsa en fazla etkiyi gösterir. Whey’in kas gelişimine olan bu etkisi sporcular için üretilen gıda takviyesi ürünlerinde taklit edilmeye çalışılır. Kasların korunması ve gelişiminde ikincil savunma hattını Kazein enzimi oluşturur. Kazein kas oluşumu için yeterli yapı taşlarını sağlamak ile yükümlüdür. Aynı Whey de olduğu gibi kazein de vücut geliştiriciler ve ağırlık kaldıranlar tarafından çokça kullanılır. Son olarak yağlar gelir. Yağlar vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayarak, kaslarda bulunan enerji kaynaklarının kullanılmasını engellerler. Erkeklerde %7 ile 10, kadınlarda ise %12 ile 20 oranında yağ oranı sağlıklı kalmak için gereklidir. Yağın bir başka özelliği ise bazı maddelerin çözünülmesinde oynadığı rol ile ilgilidir. Bildiğiniz gibi vücudumuzun çoğu sudan oluşur yalnız vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bazı besinler yağda daha iyi çözünür. Yeterli miktarda yağ rezervi bu besinlerin tedarikini düzenli sağlayarak kasların yıkımını engeller.

İçerdiği yararlı maddelerin dışında sütü mucize bir besin kılan diğer bir özellik ise kolay alımını ve sindirimini sağlayan sıvı halde bulunmasıdır. Katı besinleri yemekte güçlük çeken ve kusma hissi duyanlar sütü kolaylıkla sindirebilirler. Ayrıca süt mideniz doluyken bile açlık duygunuzu tetikleyebilir. Şöyle ki: mideniz dolu halde süt içerseniz, sıvı halde olan süt kolaylıkla mideniz ve bağırsaklarınızdan oluşan sindirim sisteminizi baştan sona geçebilir. Ve beyninizin açlık merkezini tekrar harekete geçirebilir.

Son olarak, süt diğer kilo aldırıcı ilaçlara oranla çok daha ucuzudur. Ayrıca içeriği tam olarak bilinmeyen ve yan etkileri bulunabilen ilaçlar yerine doğal bir besin olan süt tercih edilmelidir.

Benzeri yazılar ve sağlıklı beslenmek için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

6 Kasım 2012 Salı

Böbrekler: işlevleri ve bakımları


Kalbinize, ciğerlerinize veya beyninize iyi bakıyor, dikkat ediyorsunuz. Adından çok fazla bahsedilmeyen ama bu saydıklarım kadar önemli olan iki organ daha var, böbrekleriniz. Böbrekleriniz yaşamımızı sürdürebilmemiz için çok önemli işlevleri yerine getiriyor. Bunların en başında vücudumuzdaki atık maddelerden kurtularak kanı temizlemek geliyor. Üstlendiği hayati görev göz önüne alındığında böbreklerimize çok iyi bakmamız gerekiyor. Bu yazıda beslenme alışkanlıklarımızda yapacağımız küçük değişiklikler ile böbreklerinizi nasıl koruyabileceğinizi bulabilirsiniz.

Böbreklerin fonksiyonu

Böbrekler göğüs kafesinin altında ve belinizin biraz üstünde, yanlara doğru yer alan fasulye biçimli organlardır. Her biri yaklaşık yumruğunuz büyüklüğündedir. Yeni fikirler üretmek veya ruhu barındırmak gibi şanlı işler yapmasa da vücudun çöpçülüğünü üstlenmek de çok önemli bir görevdir. Böbrekler günde 180 litre kan süzer. Ve bu oranın %10’luk kısmını idrar yolu ile atılmak üzere ayırır.
Böbrek hastalıklarının tehlikeleri
Böbrekleriniz ile başlayıp genel sağlığınızı tehdit edebilecek birçok rahatsızlık var. Bunların en başında piyelonefrit, yani böbrek iltahaplamları gelmekte. Bu durum daha çok tedavi edilmeyen mesane ve idrar yolu iltahaplarının idrar yolu ile böbreklere yayılması ile oluşur. Böbrek iltahapları sancılı ağrılar, ateş, sık tuvalete çıkma, sürekli tuvalete gitme isteği, idrar yaparken yanma ve acı hissi ve idrar da kan veya irin şeklinde hoş olmayan semptonlar ile kendini gösterir. Hasta aynı zamanda belinde, karında, kasıklarında ve gövdesinin yanlarında ağrı hissedebilir.
Diyabetik hastalarının, böbreklerin atık süzme damarlarına hasar veren diyabetik nöropati rahatsızlığına yakalanma riski yüksektir. Diyabetik nöropati, tedavi edilebilir olsa da, ne yazık ki ileri vakalarda iki böbreği de harap eder ve böbrek yetmezliği ile sonuçlanır. Böbrek yetmezliği diyaliz ( böbreklerin doktorlar tarafından özel işlemler ile temizlenmesi işlemi) veya böbrek nakli gerektirir.
Böbrek rahatsızlıklarına yol açan diğer bir büyük etken türk topluma oldukça tanıdık: yüksek tansiyon. Yüksek tansiyon böbrekleri aşırı zorlar ve aşınmalarına sebep olur. Yüksek tansiyon uzun bir süre gizli kalabilir ve çoğu zaman böbrek rahatsızlıkları ile kendini ele verir.
Böbrek taşı meselesi
Böbrek taşı ağrısı geçiren herkes bilir ki: bu acı hiçbir şey ile kıyaslanamaz. Böbrek taşları, tuz veya diğer minarellerin zamanla böbreklerde birikmesiyle oluşur. Böbrek taşı kum tanesi kadar küçük veya golf topu kadar büyük olabilir. Ağrı, taşın böbreklerden çıkıp idrar yolunda ilerlemesiyle yanlarda, karında veya kasıklarda ortaya çıkar. Hasta kırmızı veya pembe renkte idrar çıkarabilir, bulantı hissedebilir ve kusabilir. Taşlar şiddetli ağrılar sonunda idrar yolu ile vücuttan atılır.
Böbrek taşı oluşumu birçok nedene bağlanabilir. Böbrek taşları kalıtımsal bir sorundur, yani geçmişde ailenizde böbrek taşı problemi varsa sizde yüksek risk grubundasınız. Diğer taraftan yeterince su içmemek, yüksek oranda protein, tuz veya şeker tüketmekde taş oluşumunu tetikleyebilir. Obezite böbrek taşına sebep olabilir. Bununla beraber, gastrik bypass gibi sindirim sistemi ameliyatı geçirenler veya iltihaplı bağırsak hastalığı, kronik ishal gibi sindirim sistemi problemi olanlarda da taş oluşabilir.
Böbrek taşı oluşumunu önleminin yolları
Eğer sizde böbrek taşı tehlikesi ile karşı karşıyasanız, şu önerilerimizi deneyebilirsiniz:
Bolca su için: Günde 6 – 8 bardak su içerek taş oluşumunun önünü alabilirsiniz. Masanızda veya göz önünde sürekli bir bardak su bulundurabilirsiniz.
İdrar miktarınızı takip edin: Size garip gelebilir, ama idrar miktarınız yeteri kadar su alıp almadığınızın en iyi göstergesidir. Normal bir insan günde 1,2 – 1,5 litre idrar çıkarır. Eczaneden tuvaletinize takılabilecek ölçüm cihazları temin edebilirsiniz.
Oksalatlardan uzak durun: Eğer böbrek taşı oluşturmaya yatkınlığınız bulunuyorsa yüksek oranda oksalat içeren beslenmenin sonu kötü olabilir. Böbrek taşlarının %60-75’I oksalat içerir. Oksalat alımını düşürmek için pancar, çikolata, kahve, kola, fındık, maydanoz, fıstık, ıspanak, çilek, çay ve buğday kepeği içeren gıdaların tüketimini azaltmalısınız.
C vitaminini kararında alın: C vitamini sağlığınız için çok önemlidir. Ama aşırıya kaçılması – 3 mg’dan fazla- halinde böbrek taşı riski taşıyanlar için tehlikeli sonuçları olabilir. Vitamin takviyeleri yerine vitamin ihtiyacınızı doğal beslenerek karşılayın.
Protein alımınızı çeşitlendirin: Eğer urik-asit böbrek taşları oluşturmaya meyilliyseniz, hayvansal yağları azaltmalısınız, deniz ürünleri de dahil, et tüketiminizi sınırlandırın.

Genel Böbrek Bakımı
Böbrekleriniz bedeninizde toksinlerin ve atık maddelerin birikmesini engellediği için yüksek performans ile çalışması gerekir. Böbrekleriniz en iyi şekilde işlev görebilmesi için yediklerinize dikkat etmeli, hareketli bir yaşam tarzı sürmeli ve sağlığınız ile ilgili doğru kararlar almalısınız.
Yağı azaltın – Obez olmak aşırı kilolara veya aşırı kilolar obez olmanıza, iki türlü de böbrek problemlerine sebep olacaktır. Bunun için kötü beslenme alışkanlığının önünü alın. İşlenmiş gıdalardan uzak durun, bunun yerine taze sebze, meyve ve tam tohumlu gıdalar tüketin. 
Egzersiz – Haftada en az üç kere 30 dakika düşük tempolu spor yapmanız dolaşımınıza iyi gelir. Sağlıklı beslenme ile birleştiğinde düzenli egzersiz kilonuzu kontrol altına almanızı sağlayacak ve böbrek problemlerinden korunmanıza yardımcı olacaktır.
Tuzu geçin – Tuz yemeklerinize tad verebilir ama yüksek tansiyona da sebep olur. Yüksek tansiyondan ve buna bağlı böbrek rahatsızlıklarından korunmak için tuzu azaltın.
Doğal tarafda kalın - Katkı maddesi  içermeyen, işlenmemiş gıdalar tüketmeye özen gösterin. Reçetesiz ilaç kullanımını azaltmaya çalışın.  
Protein alımınıza dikkat edin - Protein bedenimiz için gerekli olsada böbrek rahatsızlığı olanların veya risk altında olanların protein alımlarını kontrol etmeleri gerekmektedir. Yapı taşı ve enzim olarak çok faydalı olsa da protein metabolizması birçok atık madde üretir ve böbreklerinizi aşırı yorabilir.  

Doğal ve sağlıklı beslenme üzerine daha fazla bilgiye www.lezzetcatering.com adresinde ulaşabilirsiniz.

4 Kasım 2012 Pazar

Pazarlama terimlerinin beslenmemiz üzerine etkileri


Etiketlerin yaşamımızda büyük bir etken olduğu yadsınamaz. Günlük hayatımızın, alışkanlıklarımızın ve algılarımızın sürekli değişmesi ile beraber seçtiğimiz gıdalar da değişiyor. Gıdaların pazarlanması için kullanılan terimler ne kadar gerçeği yansıtıyor. Bu yazıda gıda etiketleri ve kullanılan terimleri irdelemeye çalışacağım.  

Doğal Gıdalar

Doğal kelimesi günümüzde yiyecek ve içeceklerin pazarlanmasında sıkça kullanılır oldu. Doğal terimi gıda üreticileri açısından az işlenmiş, yapay tatlandırıcı, renklendirici veya diğer katkı maddeleri içermeyen gıdalar için kullanılıyor. Diğer taraftan, doğal demek sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Büyük oranda doğal yağ ve sodyum içeren doğal patates cipsi gibi birçok gıda sağlığa zararlı.

Organik Gıdalar

Organik üretim ile yani ilaç veya kimyasal gübre kullanılmadan üretilen tarım ürünlerine organik ürün deniliyor. Organik ürünlerin, endüstriyel veya kimyasal katkı maddelerine maruz kalmadan işlenmesiyle Organik gıdalar üretiliyor. Günümüze kadar organik ürünlerin sağlığa etkisiyle ilgili bir çalışma bulunmamaktadır.

Lifli Gıdalar

Yüksek oranda lif içeren gıdalar son zamanlarda çok gündemde. Lifli gıdalar uzun süreli tokluk hissi verdiği için obezite hastaları veya zayıflamak isteyenler tarafından çokça tercih ediliyor. Raflarda “yüksek oranda lif içerir” ibareli ürünlere rastlamak mümkün.

Gıda endüstrisi ilginizi “daha sağlıklı” olan bu ürünlere yöneltir ve bu doğrultuda pazarlama yaparken size önerim; yapay ürünler yerine bolca lif içeren taze sebze ve meyve yemeniz.

Doğal veya Yapay tatlandırıcılar

Etiketler gördüğümüz üzere birçok gıda, yapay veya doğal tatlandırıcı içermekte. Üzülerek belirtmeliyim ki doğal tatlandırıcıların çoğu pek de doğal sayılmaz. Kaldı ki; gıdalara sadece tat vermesi için harici ekleme yapılması pek doğal bir işlem sayılmaz.

Kimyasal formül ile veya doğal yollar ile üretilen tatlandırıcılar arasında çok ince bir çizgi bulunsa bile aradaki bu küçük fark fiyatlara farklı yansıyor. Doğal tatlandırıcılar sadece gıdaların daha pahalı satılabilmesini olanak veriyor. 

Sıfır Trans yağ

Gıda yönetmeliklerine göre 0,5 gramdan az trans yağ içeren gıda ürünlerine sıfır trans yağ içerir ibaresi konabilir. Bu demek ki etiketinde trans yağ içermez denilen gıdalar da trans yağlar bulunabilir.

Yağsız

Gıda yönetmeliklerine göre 0,5 gramdan az yağ içeren gıda ürünlerine yağ içermez ibaresi konulabilir. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi ambalajında yağsız yazmasına rağmen gıda ürünleri yağ içerebilir.

Eğer sağlığımıza dikkat etmek istiyorsak yediğimiz işlenmiş gıdaların neler içerdiğini bilmeli ve bilinçli tüketiciler olmalıyız.

Sağlıklı beslenme ile ilgili daha fazla bilgiyi www.lezzetcatering.com adresinde bulabilirsiniz.

30 Ekim 2012 Salı

Sağlıklı Beslenme: Cildiniz için önemli 5 besin

Genetik faktörlerin etkisi yadsınamaz olsa da doğru beslenerek cilt sağlığınızı koruyabilir, şifalı gıdalar ile cilt problemlerinizi çözebilir, cildinize sağlıklı ve parlak bir görünüm kazandırarak yaşlanmanın etkilerini azaltabilirsiniz.

İşte cilde iyi gelen 5 gıda:

Tropikal meyveler
Tropikal meyveler C vitamini ve antioksidanlar yönünden zengindirler. Öğünlerinize kivi, mango, papaya ve ananas ekleyin. Bu meyvelerdeki besinler kollajen üretimini arttırırken vücudumuzun serbest radikaller ile savaşında yardımcı olur. Bunun yanında bağışıklık sistemini uyarır,  kalp ve akciğer hastalıkları, artrit, girip ve nezleye karşı koruma sağlar.
Zeytin yağı

Gerekli yağ asitlerinin en önemli kaynaklarından biri de zeytinyağıdır. İyi huylu yağlar cildin elastikliğini arttırır, hücre duvarlarını güçlendirir, cildin canlı ve sağlıklı görünmesine yardımcı olur. Zeytinyağı antioksidan ve iltihap giderici özelliğe sahiptir. Zeytinyağının faydalarından yararlanmak için yemeklerinize sos olarak katabilir, nemlendirici yüz maskesi hazırlarken kullanabilir veya direk cilde sürebilirsiniz.
Yoğurt

Yoğurt, cildiniz için faydalı olan A vitamininden bolca içerir. Günlük yoğurt tüketimi protein ve vitamin alımınızı artırır. Yoğurt cildinize parlaklık sağlarken, sebum miktarını azaltır. Ayrıca, sivilce tedavisinde ve erken yaşlanma etkilerini gidermek için kullanılır.
Kırmızı Üzüm

Araştırmalar göstermektedir ki: kırmızı üzüm antioksidan ile egzama ve sedef hastalığı gibi iltihaplı hastalıklara iyi gelen doğal bileşikler içerir. Bunun yanında güneş kremlerinde bulunan resveratrol da bu meyvede bolca bulunur. Resveratrol kanserli deri hücrelerini öldürmeye, yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve özgür radikalleri etkisizleştirmeye yardımcı olur.
Brokoli

Turpgiller ailesinden mükemmel bir antioksidan kaynağıdır. Ayrıca içeriğindeki E vitamini cildi zararlı UV ışımalarına karşı korur. Bunların yanında C vitamini açısından zengin olan Brokoli, bağışıklık sitemine destek olurken cildi sağlıklı tutmaya yardımcı olur. Bilimsel çalışmalara göre brokoli kalsiyum, demir, A vitamini ve K vitamini yönünden çok zengindirler. Bu doğal bileşikler yeni deri hücrelerinin büyümesine ve cilt dokusunun canlanmasına yardımcı olmakla kalmaz aynı zamanda sivilce, egzema ve cilt sertleşmelerinin tedavisinde yardımcı olur.

İster cildinizi tazelemek, ister bağışıklık sistemini güçlendirmek ister zayıflamak için olsun önceliğiniz sağlıklı beslenme olmalıdır. Yediklerinize dikkat ederek sağlıklı kalabilir aynı zamanda genç bir görünüme sahip olabilirsiniz.

Sağlıklı beslenme ve faydalı yiyecekler hakkında daha fazla bilgi almak için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

28 Ekim 2012 Pazar

Balık Yağı ve Tabletlerinin Faydaları

Tuna, Somon, istavrit ve benzeri balıklar hem çok lezzetlidirler hem de bolca Omega 3 yağ asidi içerirler. Omega yağ asitleri birçok sağlık sorununu gidermek için kullanılır.

Araştırmacılara göre Omega 3 yağ asitlerinin faydaları şöyle:

1.       Kalp rahatsızlığı riskini azaltıyor: Uzmanlar kalp rahatsızlığı olanların günde 2 ila 4 gram Omega 3 içeren balık yağı veya tableti almalarını öneriyor. Bu tabletler kalp krizi riskini azaltıyor ve anormal kalp atışlarını düzenlemeye yardımcı oluyor.

2.       Trigliserid düzeyini dengeler: Trigliseridler vücutta bulunan ve enerji sağlayan en temel yağlardır. Diğer taraftan, Trigliserid düzeyinin aşırı artması kalp krizi riskini yükseltir ve diyabete sebep olabilir. Bu yüzden dolaşımdaki Trigliserid düzeyinin ayarlanması çok önemlidir. Balık yağı ve tabletleri trigliserid seviyesini düşürmek için kullanılır.

3.       Adet dönemine özgü ağrıları hafifletir: Adet ağrısı kişiden kişiye değişirken, bazı bayanlar son derece aşırı sancı çekerler. Omega 3 yağ asitlerinin karın ağrısı, bel ağrısı ve kırgınlık olmak üzere adet sırasında görülen ağrıları azalttığı düşünülmektedir. Adet döneminde sentetik ağrı kesiciler yerine balık yağı ve tableti almayı düşünebilirsiniz.

4.       Akıl sağlığının korunması: Araştırmacılar Omega 3 alımının akıl sağlına iyi geldiğini, ruhsal hastalıklara karşı etkili olduğunu gösteren bulgulara ulaştılar. Ayrıca balık yağı veya tabletlerinin Bipolar hastalığına ve depresyona da iyi geldiği düşünülmektedir.

5.       Bebekler için: Hamilelikte balık yağı alınması bebekte astım riskini azaltmakta ve beyin gelişimini desteklemektedir. Balık yağı ve tabletlerini hamileyken kullanmadan önce doktorunuza danışın.

Bütün bunların dışında, Omega 3 ayrıca kanser, Alzheimer hastalığı, hiperaktivite ve düşük yapma riskini azaltır. Son olarak sağlığa iyi gelmesinin yanında balık yağı alan kişiler hafızalarının da geliştiği de kanıtlanmıştır.

Sağlıklı beslenme ve doğal gıda ve besin takviyeleri hakkında daha fazla bilgi için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edin.

24 Ekim 2012 Çarşamba

Kötü ağız kokusunu gidermenin doğal yolları


Çevremizde kronik ağız kokusu problemi yaşayan birçok insan bulabilirsiniz. Ne kadar çok dişler fırçalansa veya ağız losyonları kullanılsa da kötü koku geçmek bilmez. Bu durum sosyal hayatı da etkiler. Kötü koku insanlar ile yakın temasa geçilmesini ve iletişimin önünde bir engeldir hatta insanlardan tümden kaçınılmasına neden olur ve öz güveni zedeleyebilir.

Artık, ağız kokusu nedeniyle insanlardan uzak kalmanıza gerek yok. Mucize bir formül veya para ile satın alınan bir üründen bahsetmiyorum. Bu yazıda ağız kokusundan kurtulmak için evinizde uygulayabileceğiniz çözümleri bulabilirsiniz.

İşte deneybileceğiniz bazı doğal çözümler:

Tatlandırılmış Siyah Çay:
Asya toplulukları bitkisel  çayları kötü ağız kokusunu gidermek için kullanır. Doğal antibiotik içermesi sayesinde bitkisel çayların kötü kokuya neden olan mikropları temizleyeceğine inanılır. Bu nedenle  tatlandırılmış siyah çayı deneyebilirsiniz.

Yeşil Sebzeler:
Bağışıklık sistemini taze sebzeler tüketerek  güçlendirebiliriz. Eğer doğru gıdaları alıp bağışıklık sistemini diri tutarsak kötü kokuya neden olan bakteriler vücudumuzda tutunamazlar ve ağızımız ferahlığını korur.

Neem harikası:
Birçok derde deva geldiğine inanılan neem ağacı “köy eczanesi” olarak da bilinir. Neem yapraklarının sıcak su içinde bekletilmesi ile yapılan ağız gargarası etkili bir çözümdür. Diğer ağız solüsyonlarının aksine neem gargarası diş etlerinizi ve dişlerinizi tahrip etmez, bununla beraber ağız hijyenini sağlamak için birebirdir. Günde dört kez bu gargarayı uygulamanız halinde kötü nefes probleminiz çözülecektir.

Yediklerinize dikkat edin:
Kötü ağız kokusu ile ilgili olarak, en başta yapmanız gereken yediklerinize dikkat etmenizdir. Bazı gıdalar bazı insanlarda hazımsızlığa veya ağız kokusuna neden olabilir. Yediklerinize dikkat ederseniz, ağız kokusuna neden olan gıdalardan kaçınabilirsiniz.

Nane Yaprakları:
Taze nane yaprakları ferah bir ağız sağlarken nefes kokusunu giderir. Yapmanız gereken her yemekten sonra birkaç tane nane yaprağı çiğnemek olmalıdır.

Taze Ananas suyu:
Yemeklerde taze ananas suyu içmek kötü ağız kokusunu gidermenin diğer bir yoludur.

Yoğurt/probiyotik yemek:
Etkili ağız kokusu tedavilerinden biri de yoğurt yemektir. Yoğurt vücudumuda bulanan doğal flora bakterilerini içerir. Vücudumuz bazı vitaminler için bu bakterilere ihtiyaç duyar. Altı hafta boyunca hergün yoğurt yemeniz ağız kokusunu temelli giderebilir.

Limon çözümü:
Taze sıkılmış limon suyunu ılık su ile gargara ederseniz, kötü ağız kokusunu giderebilirsiniz. Limon sulu gargaları alışkanlık haline getirirseniz kötü ağız kokusu bir daha geri gelmez.

Günde bir elma:
Ağız kokusunu giderirken sağlınıza da iyi gelen gıdaları almak için günde bir elma yemeyi deneyin. Elma da bulunan doğal bileşikler kötü koku veren bakterilerin çoğalmasını engelleyebilir.

Bu basit tedaviler büyük olasılıkla kötü ağız kokusu probleminizi çözebilir. Ağız kokusu korkusuyla uzak durduğunuz insanlara tekrar temesa geçebilir, öz güveninizi kazanabilirsiniz. Ağız kokusu normal denebilecek kadar birçok insan da olur, önemli olan size uygun tedaviyi bulup problem çok daha büyümeden önünü almaktır.
Benzer makalaler ve sağlıklı beslenmenin yolları için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edin.

23 Ekim 2012 Salı

Çoğu yiyeceklerde bulunan zararlı gıda katkı maddelerinin kısa listesi


Zararlı katkı maddelerinin hepsini listelersek bir makaleye sığdıramayız. Bunun yerine, bu yazı da günlük hayatta dikkat etmeden tükettiğimiz ve aynı zamanda zararlı olan katkı maddelerinin bir listesini vermeye çalışacağım.

Günümüzde gıda katkı maddelerinden kaçınmak neredeyse imkansız, farkına varılsa bile çoğu insan gıda katkı maddesinin farkını bilmemekte ve doğal gıda ile karıştırmakta. Halbuki gıda katkı maddesinin doğal gıda ile hiçbir benzerliği bulunmamakta. Tamamen yapay yöntemler ile elde edilen katkı maddeleri, plastik benzeri sentetik ürünlere benzetilebilir.

İşte size tehlikeli olduğu kadar da yaygın olan katkı maddelerinin kısa bir listesi:

Sodyum Nitrat   

Bu katkı maddesi genelde peynirde ve işlenmiş gıdalarda bulunur.
Karıştırıldığı ürünün tadını geliştirirken daha uzun raf ömrü sağlar. Buzdolabında saklanmasa bile ürünleri aylarca ilk günkü durumunda mufaza edebilir.
Saf haliyle az miktarlarda alınırsa sizi hasta düşürebilir, çok miktarlarda alınırsa ölüme neden olur.

Asesülfam K
Az şekerli (diyet ) gazlı içeceklerde bulunur. Düşük kalorili bir tatlandırıcıdır.
Şekere benzer ama enerji vermez,  kullanım kolaylığından ötürü üreticiler tarafından tercih edilir.  Tiroid bezlerinin aşırı çalışmasını sağlar, ve yorgunluk hissi verebilir.

Karragenan

Kıvam artırıcı ve esnek jeller oluşturmak için kullanılır.
Jelibon, puding, krema, dondurma ve birçok gıda da bulunur. Karragenan bağırsak hastalıklarına neden olabilir ve büyümeyi baskılyabilir.

Propil Gallat

Bu tatlandırıcı donmuş gıdalarda ve yağlı ürünlerde kullanılır. Katıldığı ürünlerin zamanla acılaşmasını engeller. Mide problemlerine ve ruh hali değişimlerine sebep olabilir.

Bütillendirilmiş Hidroksi Anisol

Gıdalarda bulunan yağın oksijen, ışık ve ısı ile bozulmasını engeller.
Margarin, sakız, patates cipsi, bisküvi ve bir çok gıdada bulunabilir. Alerji ve hiperaktiviteyi tetikleyebilir ve kansere yol açabilir.

Mono Sodyum Glutamat (MSG)

Karıştırıldığı gıdanın tatlı veya tuzlu olsun tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlıyor.
Nörotoksin etkisi bulunan MSG beyin-sinir hücrelerine zarar verebilir, allerjiye sebep olabilir ve retinal dejenerasyona sebep olabilir.

Çok kısa bir liste olmasına rağmen yaşamımıza etkisi büyük olan bir liste, geri kalanını siz düşünün. Katkı maddesiz hazır gıda bulamayacağınız açık ortadayken sağlıklı kalmanın tek yolu doğal ve taze gıdaları tüketmekten geçiyor.  Taze sebze ve meyvelerden oluşan bir masa hazırlamak zaman alabilir ve pahalıya da gelebilir, ama sizi öldürmez. Katkı maddelerinin yaptığıysa budur yavaş yavaş, siz farkına varmadan.

 Doğal gıdalar kullanılarak yapılan mönülerimizi görmek için www.lezzetcatering.com adresimizi ziyaret edebilirsiniz.