19 Kasım 2012 Pazartesi

Kilo aldıran en ideal besin: Süt


İnsanlarda yağ metabolizması gibi kas metabolizması da mevcuttur. Tıpkı yağların enerji için tüketilmesi gibi kaslarda ve kasları oluşturan proteinler de enerji üretimi için vücudun tercih ettiği yapı taşlarından biridir. Kilo almak isteyen biri vücudunda yağlardan çok proteinlerin yıkımını engellemeli, yani kas ağırlığını arttırmaya çalışmalıdır. Bu doğrultuda, zayıf bir insanın kilo alması için tüketmesi gereken en ideal besin süttür. Tüm canlılar için sütün harika özelliklerinden faydalanırlar. Sütün ne kadar etkin bir besin maddesi olduğu görmek için sadece süt ile beslenen ve çok hızlı büyüyen yeni doğmuş bebekleri izlemek yeterlidir. Bu yazıda sütün kilo almak isteyenler için ne gibi faydalar sunduğunu bulabilirsiniz.


Süt kilo almak isteyenlerin ihtiyaç duyduğu üç temel besin maddesini içerir. Bunlar: peynir altı suyu proteinleri (whey), kazein ve yağdır. Whey kas gelişimine anında yardımcı olur. Kahvaltıda veya egzersizden hemen sonra alınırsa en fazla etkiyi gösterir. Whey’in kas gelişimine olan bu etkisi sporcular için üretilen gıda takviyesi ürünlerinde taklit edilmeye çalışılır. Kasların korunması ve gelişiminde ikincil savunma hattını Kazein enzimi oluşturur. Kazein kas oluşumu için yeterli yapı taşlarını sağlamak ile yükümlüdür. Aynı Whey de olduğu gibi kazein de vücut geliştiriciler ve ağırlık kaldıranlar tarafından çokça kullanılır. Son olarak yağlar gelir. Yağlar vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayarak, kaslarda bulunan enerji kaynaklarının kullanılmasını engellerler. Erkeklerde %7 ile 10, kadınlarda ise %12 ile 20 oranında yağ oranı sağlıklı kalmak için gereklidir. Yağın bir başka özelliği ise bazı maddelerin çözünülmesinde oynadığı rol ile ilgilidir. Bildiğiniz gibi vücudumuzun çoğu sudan oluşur yalnız vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bazı besinler yağda daha iyi çözünür. Yeterli miktarda yağ rezervi bu besinlerin tedarikini düzenli sağlayarak kasların yıkımını engeller.

İçerdiği yararlı maddelerin dışında sütü mucize bir besin kılan diğer bir özellik ise kolay alımını ve sindirimini sağlayan sıvı halde bulunmasıdır. Katı besinleri yemekte güçlük çeken ve kusma hissi duyanlar sütü kolaylıkla sindirebilirler. Ayrıca süt mideniz doluyken bile açlık duygunuzu tetikleyebilir. Şöyle ki: mideniz dolu halde süt içerseniz, sıvı halde olan süt kolaylıkla mideniz ve bağırsaklarınızdan oluşan sindirim sisteminizi baştan sona geçebilir. Ve beyninizin açlık merkezini tekrar harekete geçirebilir.

Son olarak, süt diğer kilo aldırıcı ilaçlara oranla çok daha ucuzudur. Ayrıca içeriği tam olarak bilinmeyen ve yan etkileri bulunabilen ilaçlar yerine doğal bir besin olan süt tercih edilmelidir.

Benzeri yazılar ve sağlıklı beslenmek için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

6 Kasım 2012 Salı

Böbrekler: işlevleri ve bakımları


Kalbinize, ciğerlerinize veya beyninize iyi bakıyor, dikkat ediyorsunuz. Adından çok fazla bahsedilmeyen ama bu saydıklarım kadar önemli olan iki organ daha var, böbrekleriniz. Böbrekleriniz yaşamımızı sürdürebilmemiz için çok önemli işlevleri yerine getiriyor. Bunların en başında vücudumuzdaki atık maddelerden kurtularak kanı temizlemek geliyor. Üstlendiği hayati görev göz önüne alındığında böbreklerimize çok iyi bakmamız gerekiyor. Bu yazıda beslenme alışkanlıklarımızda yapacağımız küçük değişiklikler ile böbreklerinizi nasıl koruyabileceğinizi bulabilirsiniz.

Böbreklerin fonksiyonu

Böbrekler göğüs kafesinin altında ve belinizin biraz üstünde, yanlara doğru yer alan fasulye biçimli organlardır. Her biri yaklaşık yumruğunuz büyüklüğündedir. Yeni fikirler üretmek veya ruhu barındırmak gibi şanlı işler yapmasa da vücudun çöpçülüğünü üstlenmek de çok önemli bir görevdir. Böbrekler günde 180 litre kan süzer. Ve bu oranın %10’luk kısmını idrar yolu ile atılmak üzere ayırır.
Böbrek hastalıklarının tehlikeleri
Böbrekleriniz ile başlayıp genel sağlığınızı tehdit edebilecek birçok rahatsızlık var. Bunların en başında piyelonefrit, yani böbrek iltahaplamları gelmekte. Bu durum daha çok tedavi edilmeyen mesane ve idrar yolu iltahaplarının idrar yolu ile böbreklere yayılması ile oluşur. Böbrek iltahapları sancılı ağrılar, ateş, sık tuvalete çıkma, sürekli tuvalete gitme isteği, idrar yaparken yanma ve acı hissi ve idrar da kan veya irin şeklinde hoş olmayan semptonlar ile kendini gösterir. Hasta aynı zamanda belinde, karında, kasıklarında ve gövdesinin yanlarında ağrı hissedebilir.
Diyabetik hastalarının, böbreklerin atık süzme damarlarına hasar veren diyabetik nöropati rahatsızlığına yakalanma riski yüksektir. Diyabetik nöropati, tedavi edilebilir olsa da, ne yazık ki ileri vakalarda iki böbreği de harap eder ve böbrek yetmezliği ile sonuçlanır. Böbrek yetmezliği diyaliz ( böbreklerin doktorlar tarafından özel işlemler ile temizlenmesi işlemi) veya böbrek nakli gerektirir.
Böbrek rahatsızlıklarına yol açan diğer bir büyük etken türk topluma oldukça tanıdık: yüksek tansiyon. Yüksek tansiyon böbrekleri aşırı zorlar ve aşınmalarına sebep olur. Yüksek tansiyon uzun bir süre gizli kalabilir ve çoğu zaman böbrek rahatsızlıkları ile kendini ele verir.
Böbrek taşı meselesi
Böbrek taşı ağrısı geçiren herkes bilir ki: bu acı hiçbir şey ile kıyaslanamaz. Böbrek taşları, tuz veya diğer minarellerin zamanla böbreklerde birikmesiyle oluşur. Böbrek taşı kum tanesi kadar küçük veya golf topu kadar büyük olabilir. Ağrı, taşın böbreklerden çıkıp idrar yolunda ilerlemesiyle yanlarda, karında veya kasıklarda ortaya çıkar. Hasta kırmızı veya pembe renkte idrar çıkarabilir, bulantı hissedebilir ve kusabilir. Taşlar şiddetli ağrılar sonunda idrar yolu ile vücuttan atılır.
Böbrek taşı oluşumu birçok nedene bağlanabilir. Böbrek taşları kalıtımsal bir sorundur, yani geçmişde ailenizde böbrek taşı problemi varsa sizde yüksek risk grubundasınız. Diğer taraftan yeterince su içmemek, yüksek oranda protein, tuz veya şeker tüketmekde taş oluşumunu tetikleyebilir. Obezite böbrek taşına sebep olabilir. Bununla beraber, gastrik bypass gibi sindirim sistemi ameliyatı geçirenler veya iltihaplı bağırsak hastalığı, kronik ishal gibi sindirim sistemi problemi olanlarda da taş oluşabilir.
Böbrek taşı oluşumunu önleminin yolları
Eğer sizde böbrek taşı tehlikesi ile karşı karşıyasanız, şu önerilerimizi deneyebilirsiniz:
Bolca su için: Günde 6 – 8 bardak su içerek taş oluşumunun önünü alabilirsiniz. Masanızda veya göz önünde sürekli bir bardak su bulundurabilirsiniz.
İdrar miktarınızı takip edin: Size garip gelebilir, ama idrar miktarınız yeteri kadar su alıp almadığınızın en iyi göstergesidir. Normal bir insan günde 1,2 – 1,5 litre idrar çıkarır. Eczaneden tuvaletinize takılabilecek ölçüm cihazları temin edebilirsiniz.
Oksalatlardan uzak durun: Eğer böbrek taşı oluşturmaya yatkınlığınız bulunuyorsa yüksek oranda oksalat içeren beslenmenin sonu kötü olabilir. Böbrek taşlarının %60-75’I oksalat içerir. Oksalat alımını düşürmek için pancar, çikolata, kahve, kola, fındık, maydanoz, fıstık, ıspanak, çilek, çay ve buğday kepeği içeren gıdaların tüketimini azaltmalısınız.
C vitaminini kararında alın: C vitamini sağlığınız için çok önemlidir. Ama aşırıya kaçılması – 3 mg’dan fazla- halinde böbrek taşı riski taşıyanlar için tehlikeli sonuçları olabilir. Vitamin takviyeleri yerine vitamin ihtiyacınızı doğal beslenerek karşılayın.
Protein alımınızı çeşitlendirin: Eğer urik-asit böbrek taşları oluşturmaya meyilliyseniz, hayvansal yağları azaltmalısınız, deniz ürünleri de dahil, et tüketiminizi sınırlandırın.

Genel Böbrek Bakımı
Böbrekleriniz bedeninizde toksinlerin ve atık maddelerin birikmesini engellediği için yüksek performans ile çalışması gerekir. Böbrekleriniz en iyi şekilde işlev görebilmesi için yediklerinize dikkat etmeli, hareketli bir yaşam tarzı sürmeli ve sağlığınız ile ilgili doğru kararlar almalısınız.
Yağı azaltın – Obez olmak aşırı kilolara veya aşırı kilolar obez olmanıza, iki türlü de böbrek problemlerine sebep olacaktır. Bunun için kötü beslenme alışkanlığının önünü alın. İşlenmiş gıdalardan uzak durun, bunun yerine taze sebze, meyve ve tam tohumlu gıdalar tüketin. 
Egzersiz – Haftada en az üç kere 30 dakika düşük tempolu spor yapmanız dolaşımınıza iyi gelir. Sağlıklı beslenme ile birleştiğinde düzenli egzersiz kilonuzu kontrol altına almanızı sağlayacak ve böbrek problemlerinden korunmanıza yardımcı olacaktır.
Tuzu geçin – Tuz yemeklerinize tad verebilir ama yüksek tansiyona da sebep olur. Yüksek tansiyondan ve buna bağlı böbrek rahatsızlıklarından korunmak için tuzu azaltın.
Doğal tarafda kalın - Katkı maddesi  içermeyen, işlenmemiş gıdalar tüketmeye özen gösterin. Reçetesiz ilaç kullanımını azaltmaya çalışın.  
Protein alımınıza dikkat edin - Protein bedenimiz için gerekli olsada böbrek rahatsızlığı olanların veya risk altında olanların protein alımlarını kontrol etmeleri gerekmektedir. Yapı taşı ve enzim olarak çok faydalı olsa da protein metabolizması birçok atık madde üretir ve böbreklerinizi aşırı yorabilir.  

Doğal ve sağlıklı beslenme üzerine daha fazla bilgiye www.lezzetcatering.com adresinde ulaşabilirsiniz.

4 Kasım 2012 Pazar

Pazarlama terimlerinin beslenmemiz üzerine etkileri


Etiketlerin yaşamımızda büyük bir etken olduğu yadsınamaz. Günlük hayatımızın, alışkanlıklarımızın ve algılarımızın sürekli değişmesi ile beraber seçtiğimiz gıdalar da değişiyor. Gıdaların pazarlanması için kullanılan terimler ne kadar gerçeği yansıtıyor. Bu yazıda gıda etiketleri ve kullanılan terimleri irdelemeye çalışacağım.  

Doğal Gıdalar

Doğal kelimesi günümüzde yiyecek ve içeceklerin pazarlanmasında sıkça kullanılır oldu. Doğal terimi gıda üreticileri açısından az işlenmiş, yapay tatlandırıcı, renklendirici veya diğer katkı maddeleri içermeyen gıdalar için kullanılıyor. Diğer taraftan, doğal demek sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Büyük oranda doğal yağ ve sodyum içeren doğal patates cipsi gibi birçok gıda sağlığa zararlı.

Organik Gıdalar

Organik üretim ile yani ilaç veya kimyasal gübre kullanılmadan üretilen tarım ürünlerine organik ürün deniliyor. Organik ürünlerin, endüstriyel veya kimyasal katkı maddelerine maruz kalmadan işlenmesiyle Organik gıdalar üretiliyor. Günümüze kadar organik ürünlerin sağlığa etkisiyle ilgili bir çalışma bulunmamaktadır.

Lifli Gıdalar

Yüksek oranda lif içeren gıdalar son zamanlarda çok gündemde. Lifli gıdalar uzun süreli tokluk hissi verdiği için obezite hastaları veya zayıflamak isteyenler tarafından çokça tercih ediliyor. Raflarda “yüksek oranda lif içerir” ibareli ürünlere rastlamak mümkün.

Gıda endüstrisi ilginizi “daha sağlıklı” olan bu ürünlere yöneltir ve bu doğrultuda pazarlama yaparken size önerim; yapay ürünler yerine bolca lif içeren taze sebze ve meyve yemeniz.

Doğal veya Yapay tatlandırıcılar

Etiketler gördüğümüz üzere birçok gıda, yapay veya doğal tatlandırıcı içermekte. Üzülerek belirtmeliyim ki doğal tatlandırıcıların çoğu pek de doğal sayılmaz. Kaldı ki; gıdalara sadece tat vermesi için harici ekleme yapılması pek doğal bir işlem sayılmaz.

Kimyasal formül ile veya doğal yollar ile üretilen tatlandırıcılar arasında çok ince bir çizgi bulunsa bile aradaki bu küçük fark fiyatlara farklı yansıyor. Doğal tatlandırıcılar sadece gıdaların daha pahalı satılabilmesini olanak veriyor. 

Sıfır Trans yağ

Gıda yönetmeliklerine göre 0,5 gramdan az trans yağ içeren gıda ürünlerine sıfır trans yağ içerir ibaresi konabilir. Bu demek ki etiketinde trans yağ içermez denilen gıdalar da trans yağlar bulunabilir.

Yağsız

Gıda yönetmeliklerine göre 0,5 gramdan az yağ içeren gıda ürünlerine yağ içermez ibaresi konulabilir. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi ambalajında yağsız yazmasına rağmen gıda ürünleri yağ içerebilir.

Eğer sağlığımıza dikkat etmek istiyorsak yediğimiz işlenmiş gıdaların neler içerdiğini bilmeli ve bilinçli tüketiciler olmalıyız.

Sağlıklı beslenme ile ilgili daha fazla bilgiyi www.lezzetcatering.com adresinde bulabilirsiniz.

30 Ekim 2012 Salı

Sağlıklı Beslenme: Cildiniz için önemli 5 besin

Genetik faktörlerin etkisi yadsınamaz olsa da doğru beslenerek cilt sağlığınızı koruyabilir, şifalı gıdalar ile cilt problemlerinizi çözebilir, cildinize sağlıklı ve parlak bir görünüm kazandırarak yaşlanmanın etkilerini azaltabilirsiniz.

İşte cilde iyi gelen 5 gıda:

Tropikal meyveler
Tropikal meyveler C vitamini ve antioksidanlar yönünden zengindirler. Öğünlerinize kivi, mango, papaya ve ananas ekleyin. Bu meyvelerdeki besinler kollajen üretimini arttırırken vücudumuzun serbest radikaller ile savaşında yardımcı olur. Bunun yanında bağışıklık sistemini uyarır,  kalp ve akciğer hastalıkları, artrit, girip ve nezleye karşı koruma sağlar.
Zeytin yağı

Gerekli yağ asitlerinin en önemli kaynaklarından biri de zeytinyağıdır. İyi huylu yağlar cildin elastikliğini arttırır, hücre duvarlarını güçlendirir, cildin canlı ve sağlıklı görünmesine yardımcı olur. Zeytinyağı antioksidan ve iltihap giderici özelliğe sahiptir. Zeytinyağının faydalarından yararlanmak için yemeklerinize sos olarak katabilir, nemlendirici yüz maskesi hazırlarken kullanabilir veya direk cilde sürebilirsiniz.
Yoğurt

Yoğurt, cildiniz için faydalı olan A vitamininden bolca içerir. Günlük yoğurt tüketimi protein ve vitamin alımınızı artırır. Yoğurt cildinize parlaklık sağlarken, sebum miktarını azaltır. Ayrıca, sivilce tedavisinde ve erken yaşlanma etkilerini gidermek için kullanılır.
Kırmızı Üzüm

Araştırmalar göstermektedir ki: kırmızı üzüm antioksidan ile egzama ve sedef hastalığı gibi iltihaplı hastalıklara iyi gelen doğal bileşikler içerir. Bunun yanında güneş kremlerinde bulunan resveratrol da bu meyvede bolca bulunur. Resveratrol kanserli deri hücrelerini öldürmeye, yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve özgür radikalleri etkisizleştirmeye yardımcı olur.
Brokoli

Turpgiller ailesinden mükemmel bir antioksidan kaynağıdır. Ayrıca içeriğindeki E vitamini cildi zararlı UV ışımalarına karşı korur. Bunların yanında C vitamini açısından zengin olan Brokoli, bağışıklık sitemine destek olurken cildi sağlıklı tutmaya yardımcı olur. Bilimsel çalışmalara göre brokoli kalsiyum, demir, A vitamini ve K vitamini yönünden çok zengindirler. Bu doğal bileşikler yeni deri hücrelerinin büyümesine ve cilt dokusunun canlanmasına yardımcı olmakla kalmaz aynı zamanda sivilce, egzema ve cilt sertleşmelerinin tedavisinde yardımcı olur.

İster cildinizi tazelemek, ister bağışıklık sistemini güçlendirmek ister zayıflamak için olsun önceliğiniz sağlıklı beslenme olmalıdır. Yediklerinize dikkat ederek sağlıklı kalabilir aynı zamanda genç bir görünüme sahip olabilirsiniz.

Sağlıklı beslenme ve faydalı yiyecekler hakkında daha fazla bilgi almak için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

28 Ekim 2012 Pazar

Balık Yağı ve Tabletlerinin Faydaları

Tuna, Somon, istavrit ve benzeri balıklar hem çok lezzetlidirler hem de bolca Omega 3 yağ asidi içerirler. Omega yağ asitleri birçok sağlık sorununu gidermek için kullanılır.

Araştırmacılara göre Omega 3 yağ asitlerinin faydaları şöyle:

1.       Kalp rahatsızlığı riskini azaltıyor: Uzmanlar kalp rahatsızlığı olanların günde 2 ila 4 gram Omega 3 içeren balık yağı veya tableti almalarını öneriyor. Bu tabletler kalp krizi riskini azaltıyor ve anormal kalp atışlarını düzenlemeye yardımcı oluyor.

2.       Trigliserid düzeyini dengeler: Trigliseridler vücutta bulunan ve enerji sağlayan en temel yağlardır. Diğer taraftan, Trigliserid düzeyinin aşırı artması kalp krizi riskini yükseltir ve diyabete sebep olabilir. Bu yüzden dolaşımdaki Trigliserid düzeyinin ayarlanması çok önemlidir. Balık yağı ve tabletleri trigliserid seviyesini düşürmek için kullanılır.

3.       Adet dönemine özgü ağrıları hafifletir: Adet ağrısı kişiden kişiye değişirken, bazı bayanlar son derece aşırı sancı çekerler. Omega 3 yağ asitlerinin karın ağrısı, bel ağrısı ve kırgınlık olmak üzere adet sırasında görülen ağrıları azalttığı düşünülmektedir. Adet döneminde sentetik ağrı kesiciler yerine balık yağı ve tableti almayı düşünebilirsiniz.

4.       Akıl sağlığının korunması: Araştırmacılar Omega 3 alımının akıl sağlına iyi geldiğini, ruhsal hastalıklara karşı etkili olduğunu gösteren bulgulara ulaştılar. Ayrıca balık yağı veya tabletlerinin Bipolar hastalığına ve depresyona da iyi geldiği düşünülmektedir.

5.       Bebekler için: Hamilelikte balık yağı alınması bebekte astım riskini azaltmakta ve beyin gelişimini desteklemektedir. Balık yağı ve tabletlerini hamileyken kullanmadan önce doktorunuza danışın.

Bütün bunların dışında, Omega 3 ayrıca kanser, Alzheimer hastalığı, hiperaktivite ve düşük yapma riskini azaltır. Son olarak sağlığa iyi gelmesinin yanında balık yağı alan kişiler hafızalarının da geliştiği de kanıtlanmıştır.

Sağlıklı beslenme ve doğal gıda ve besin takviyeleri hakkında daha fazla bilgi için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edin.

24 Ekim 2012 Çarşamba

Kötü ağız kokusunu gidermenin doğal yolları


Çevremizde kronik ağız kokusu problemi yaşayan birçok insan bulabilirsiniz. Ne kadar çok dişler fırçalansa veya ağız losyonları kullanılsa da kötü koku geçmek bilmez. Bu durum sosyal hayatı da etkiler. Kötü koku insanlar ile yakın temasa geçilmesini ve iletişimin önünde bir engeldir hatta insanlardan tümden kaçınılmasına neden olur ve öz güveni zedeleyebilir.

Artık, ağız kokusu nedeniyle insanlardan uzak kalmanıza gerek yok. Mucize bir formül veya para ile satın alınan bir üründen bahsetmiyorum. Bu yazıda ağız kokusundan kurtulmak için evinizde uygulayabileceğiniz çözümleri bulabilirsiniz.

İşte deneybileceğiniz bazı doğal çözümler:

Tatlandırılmış Siyah Çay:
Asya toplulukları bitkisel  çayları kötü ağız kokusunu gidermek için kullanır. Doğal antibiotik içermesi sayesinde bitkisel çayların kötü kokuya neden olan mikropları temizleyeceğine inanılır. Bu nedenle  tatlandırılmış siyah çayı deneyebilirsiniz.

Yeşil Sebzeler:
Bağışıklık sistemini taze sebzeler tüketerek  güçlendirebiliriz. Eğer doğru gıdaları alıp bağışıklık sistemini diri tutarsak kötü kokuya neden olan bakteriler vücudumuzda tutunamazlar ve ağızımız ferahlığını korur.

Neem harikası:
Birçok derde deva geldiğine inanılan neem ağacı “köy eczanesi” olarak da bilinir. Neem yapraklarının sıcak su içinde bekletilmesi ile yapılan ağız gargarası etkili bir çözümdür. Diğer ağız solüsyonlarının aksine neem gargarası diş etlerinizi ve dişlerinizi tahrip etmez, bununla beraber ağız hijyenini sağlamak için birebirdir. Günde dört kez bu gargarayı uygulamanız halinde kötü nefes probleminiz çözülecektir.

Yediklerinize dikkat edin:
Kötü ağız kokusu ile ilgili olarak, en başta yapmanız gereken yediklerinize dikkat etmenizdir. Bazı gıdalar bazı insanlarda hazımsızlığa veya ağız kokusuna neden olabilir. Yediklerinize dikkat ederseniz, ağız kokusuna neden olan gıdalardan kaçınabilirsiniz.

Nane Yaprakları:
Taze nane yaprakları ferah bir ağız sağlarken nefes kokusunu giderir. Yapmanız gereken her yemekten sonra birkaç tane nane yaprağı çiğnemek olmalıdır.

Taze Ananas suyu:
Yemeklerde taze ananas suyu içmek kötü ağız kokusunu gidermenin diğer bir yoludur.

Yoğurt/probiyotik yemek:
Etkili ağız kokusu tedavilerinden biri de yoğurt yemektir. Yoğurt vücudumuda bulanan doğal flora bakterilerini içerir. Vücudumuz bazı vitaminler için bu bakterilere ihtiyaç duyar. Altı hafta boyunca hergün yoğurt yemeniz ağız kokusunu temelli giderebilir.

Limon çözümü:
Taze sıkılmış limon suyunu ılık su ile gargara ederseniz, kötü ağız kokusunu giderebilirsiniz. Limon sulu gargaları alışkanlık haline getirirseniz kötü ağız kokusu bir daha geri gelmez.

Günde bir elma:
Ağız kokusunu giderirken sağlınıza da iyi gelen gıdaları almak için günde bir elma yemeyi deneyin. Elma da bulunan doğal bileşikler kötü koku veren bakterilerin çoğalmasını engelleyebilir.

Bu basit tedaviler büyük olasılıkla kötü ağız kokusu probleminizi çözebilir. Ağız kokusu korkusuyla uzak durduğunuz insanlara tekrar temesa geçebilir, öz güveninizi kazanabilirsiniz. Ağız kokusu normal denebilecek kadar birçok insan da olur, önemli olan size uygun tedaviyi bulup problem çok daha büyümeden önünü almaktır.
Benzer makalaler ve sağlıklı beslenmenin yolları için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edin.

23 Ekim 2012 Salı

Çoğu yiyeceklerde bulunan zararlı gıda katkı maddelerinin kısa listesi


Zararlı katkı maddelerinin hepsini listelersek bir makaleye sığdıramayız. Bunun yerine, bu yazı da günlük hayatta dikkat etmeden tükettiğimiz ve aynı zamanda zararlı olan katkı maddelerinin bir listesini vermeye çalışacağım.

Günümüzde gıda katkı maddelerinden kaçınmak neredeyse imkansız, farkına varılsa bile çoğu insan gıda katkı maddesinin farkını bilmemekte ve doğal gıda ile karıştırmakta. Halbuki gıda katkı maddesinin doğal gıda ile hiçbir benzerliği bulunmamakta. Tamamen yapay yöntemler ile elde edilen katkı maddeleri, plastik benzeri sentetik ürünlere benzetilebilir.

İşte size tehlikeli olduğu kadar da yaygın olan katkı maddelerinin kısa bir listesi:

Sodyum Nitrat   

Bu katkı maddesi genelde peynirde ve işlenmiş gıdalarda bulunur.
Karıştırıldığı ürünün tadını geliştirirken daha uzun raf ömrü sağlar. Buzdolabında saklanmasa bile ürünleri aylarca ilk günkü durumunda mufaza edebilir.
Saf haliyle az miktarlarda alınırsa sizi hasta düşürebilir, çok miktarlarda alınırsa ölüme neden olur.

Asesülfam K
Az şekerli (diyet ) gazlı içeceklerde bulunur. Düşük kalorili bir tatlandırıcıdır.
Şekere benzer ama enerji vermez,  kullanım kolaylığından ötürü üreticiler tarafından tercih edilir.  Tiroid bezlerinin aşırı çalışmasını sağlar, ve yorgunluk hissi verebilir.

Karragenan

Kıvam artırıcı ve esnek jeller oluşturmak için kullanılır.
Jelibon, puding, krema, dondurma ve birçok gıda da bulunur. Karragenan bağırsak hastalıklarına neden olabilir ve büyümeyi baskılyabilir.

Propil Gallat

Bu tatlandırıcı donmuş gıdalarda ve yağlı ürünlerde kullanılır. Katıldığı ürünlerin zamanla acılaşmasını engeller. Mide problemlerine ve ruh hali değişimlerine sebep olabilir.

Bütillendirilmiş Hidroksi Anisol

Gıdalarda bulunan yağın oksijen, ışık ve ısı ile bozulmasını engeller.
Margarin, sakız, patates cipsi, bisküvi ve bir çok gıdada bulunabilir. Alerji ve hiperaktiviteyi tetikleyebilir ve kansere yol açabilir.

Mono Sodyum Glutamat (MSG)

Karıştırıldığı gıdanın tatlı veya tuzlu olsun tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlıyor.
Nörotoksin etkisi bulunan MSG beyin-sinir hücrelerine zarar verebilir, allerjiye sebep olabilir ve retinal dejenerasyona sebep olabilir.

Çok kısa bir liste olmasına rağmen yaşamımıza etkisi büyük olan bir liste, geri kalanını siz düşünün. Katkı maddesiz hazır gıda bulamayacağınız açık ortadayken sağlıklı kalmanın tek yolu doğal ve taze gıdaları tüketmekten geçiyor.  Taze sebze ve meyvelerden oluşan bir masa hazırlamak zaman alabilir ve pahalıya da gelebilir, ama sizi öldürmez. Katkı maddelerinin yaptığıysa budur yavaş yavaş, siz farkına varmadan.

 Doğal gıdalar kullanılarak yapılan mönülerimizi görmek için www.lezzetcatering.com adresimizi ziyaret edebilirsiniz.

22 Ekim 2012 Pazartesi

Sağlıklı beslenmenin ipuçları: Stres ile baş etmek için dengeli beslenme



Kendime zaman ayıracağım, işleri bitireceğim, ailem ile vakit geçireceğim derken günün sonunu getirmek stresli olabilir. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları da genellikle strese neden olur ve düzeltilmez ise diyabet ve obesite ile sonuçlanabilir. Beslenmenizde doğru gıdaları alarak günlük stresinizi azaltabilirsiniz. Bazı gıdalar beyinde serotonin “mutluluk hormonu da denilen” hormonunun üretimini artırırken, kortizol seviyesini düşürür. Çoğu insan strese maruz kaldığında karşı konulamaz bir abur cubur yeme ihtiyacı duyar. Sağlıklı beslenerek stres seviyenizi azaltabilir ve buna bağlı olarak abur cubur yeme ihtiyacınızı da azaltabilirsiniz.
Stresinizi azaltmak için alabileceğiniz bazı gıdalar:

Acı (Bitter) Çikolata

Bitter çikolata muhteşem bir tadının yanında stresi azaltmaya yardımcı olur. Yapılan bir araştırmaya göre 10 yıldır siyah çikolata yiyen insanlar daha düşük tansiyon ve stres seviyesine sahipler. İki hafta boyunca günde 40 gram bitter çikolata yemeniz kortizol seviyenizi düşürerek sizi rahatlatabilir.

Avakado

Avakado meyvesi doymamış yağ ve potasyum içerir. Bunlar depresyondan sizi korurken kan basıncınızı da düşürmenizi sağlar. İyi huylu yağlar beyinin serotonin emilimini kolaylaştırır sizi gevşetir. Avakado meyvesini ferahlatıcılarınızda, soslarınızda ve salatalarınızda afiyetle kullanabilirsiniz.

Sarmısak

Araştırmacılar samırsağın uykusuzluk, tedirginlik ve buna bağlı semptonların iyileştirilmesinde bir çeşit canladırıcı rolü olduğunun, bunlarında yanında bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin, dolaşımı düzenlediğinin ve vücudunuzda minerallerin emilimini arttırdığına inanmaktadırlar.

Portakal

Yüksek miktarda C vitamini içerdiğinden bağışıklık sitemine güç verir, stres hormonlarını azaltır. Benzer çalışmalarda araştırmacılar stres veren çalışmalardan önce portakal yemenin kan basıncını düşürdüğünü ve kortizol miktarının daha iyi düzenlendiğini fark ettiler.

Yulaf

Yulaf, serotonin üretimini etkileyen kompleks karbonhidratlar için mükemmel bir kaynaktır. Kompleks karbonhidratların birçok faydası vardır:
·         Kandaki şeker dengesini kurarlar
·         Daha iyi hissetmemizi sağlarlar
·         Sindirime iyi gelirler
·         Uzun süreli enerji kaynaklarıdır.
Yulaf gibi tam tahıllı (işlenmemiş) tahıl gıdalardan makarna, ekmek, pirinç ve mısır gevreği de aynı etkileri gösterebilir.

Yabani Somon

Somon balığı gerekli yağ asitleri ve antioksidantlar içerir. Bu yağlar sağlığınız için gereklidir. Gerekli yağ asitleri adrenalin ve benzer hormonların sebep olabileceği endişe ve kaygıyı hafifletir bunun yanında vücuddaki kötü kolestrolü azaltır.

Dengeli ve sağlıklı beslenerek stresin üstesinden gelebilir ve diğer hastalıklarından korunabilirsiniz. Sağlıklı beslenme ipuçlarını okuyarak gıdalar ve yararları hakkında daha çok bilgi edinebilirsiniz.
www.lezzetcatering.com

21 Ekim 2012 Pazar

Yaşlılıkta Beslenme: dengeli beslenme için ipuçları (3)




Leziz ve dengeli bir beslenme planı uygulamak düşündüğünüzden daha kolay.

Öğün atlamayın. Öğün atlamanız metabolizmanızı yavaşlatır bu da halsiz hissetmenize ve kötü beslenme tercihleri yapmanıza sebep olur.

Kahvaltı. Lif içeren ekmek veya gevrekleri, taze meyveleri ve size enerji verecek gıdaları seçin. Muslili yoğurt, sebzeli omlet, fıstık ezmeli tam tahıllı tost, yulaf ezmesini veya bal ile cevizi deneyebilirsiniz.

Öğle yemeği. Öğleden sonrası için vücunuduzu enerji verecek tam tahıllı ekmek, yağsız protein ve lifler ile doldurun. Kızartılmış biber ve peyniri veya tam tahıll beraber fırınlanmış sebzeleri deneyebilirsiniz.

Akşam yemeği. Sağlıklı başladığınız günü yararlı besinler yiyerek bitirin. Izgaralanmış sebzelerin yanında kara ekmek ve peynir, baharatlı sos ile kızarmış somon, tam tahıllı makarnayı deneyebilirsiniz. Beyaz patates yerine tatlı patatesi, yağda kızartılmış yerine ızgara eti tercih edin.

Atıştırmalar. Atıştırdığınız gıdaları seçtiğiniz müddetçe atıştırmak sağlık için gereklidir ve önerilir. Lif zengini ve renkli gıdalardan badem, kuru üzüm veya meyveyi, yoğurt, köy peyniri, fıstıkezmesi veya sebzeleri seçebilirsiniz.

Yaşlılıkta Beslenme: dengeli beslenme için engelleri aşmak

En başta şunu kabul etmeliyiz ki yaşlılıkda da gençlikde de sağlıklı beslenmenin önünde engeller var. Bunların en başında hızlı yaşam temposunda çabuk, kolay ve hızlı yemek ihtiyacını sayabiliriz. Eğer siz de sağlıklı beslenme programlarına başlamakda zorlanıyorsanız, aşağıdaki tavsiyelerimiz işinize yarayabilir:

Yanlız yemeğe “Hayır!” deyin

Arkadaşlar ile yemek yemeklerinizde vitamin almak kadar önemlidir. İçinde bulunduğunuz çevre yemeklerden zevk almanızı ve özenle yemenizi sağlayabilir. Özenle ve zevkle seçtikleriniz sağlınız da iyi gelecektir. Eğer yalnız yaşamaya alışmışsanız bir arkadaş ile yemek yemek en başlarda zor gelebilir ama inan ileride kesinlikle faydasını göreceksiniz.

Randevularınızı ayarlayın. Öğle ve akşam yemeklerinizi torunlarınız, kuzenleriniz, arkadaşlarınız veya komşularınız arasında paylaştırın. Haftanın belli günleri onları davet edin ve siz konuk olun.
Sosyal olun. Kurslara katılın, yardım için gönüllü olun, bir gruba veya organizasyona üye olun. Buralarda edindiğiniz arkadaşlarınızı yemeğe davet edin veya siz konuk olun.
Yaşlılar için bakım merkezleri. Eğer yemek yapamıyorsanız veya konuk olmak istemiyorsanız, günlük gideceğiniz merkezlerde arkadaşlar edinebilir, özel menülerinden yararlanabilirsiniz.

İştah kaybı

Öncelikle kullanıdığınız ilaçların iştahınız üzerine etkisini doktorunuzla görüşün. Doktorunuz ilaçlarınıza dozaj ayarlaması yapabilir. Yemeklerinize iştah artırıca doğal çeşniler: zeytin yağı, sirke, sarmısak, soğan, zencefil veya baharatları  ekleyin.

Çiğnemede zorluklar

Çiğnemede güçlük çekiyorsanız taze meyveler ile süslenmiş yoğurt alabilir içine proteyin tozlarında ekleyebilirsiniz. Buharda pişmiş sebzeler, kuskus veya pirinç kolay çiğnenir ve daha rahat yiyebilirsiniz. Bunların yanında diş hekiminize danışabilir. Protez kullanıyorsanız sıkıca oturmasını sağlayabilirsiniz.

Kuru ağız

Günde 8 – 10 bardak su içdiğinizden emin olun. Aldığınız her lokmaya eşlik edecek bir yudum su için, yemeklerinize soslar ekleyin, ağız temizleyici solüsyonlardan kaçının. Doktorunuzdan yapay ağız sulnadırıcı için talepte bulunabilirsiniz. 


Sağlıklı yemketen hoşlanmıyorum

Eğer bolca et ve beyaz ekmek  yiyerek büyüdüyseniz, beslenme alışkanlıklarınızı toptan değiştirmek zorlayıcı gelebilir. Bu çok normaldir. Size önerim sağlıklı yemeyi bir macera olarak ele almanız, ve bilinmeyene küçük adımlar ile atılmanız:

En başta açık görüşlü olmalısınız. Kabul etmelisiniz ki bir gıdanın sağlıklı olması tadının da kötü de olmasını gerektirmez.
Her öğüne meyve veya sebze eklemeye çalışın. Herşeyi bir anda değiştirmeniz gerekmiyor. Mesela akşam yemeğinde kızartılmış patatesin yerine salata alabilir, şekerli tatlıdan tadımlık alabilir ve son olarak taze meyve ile yemeğinizi bitirebilirsiniz.
Yemekten sonra nasıl hissetiğinizle dikkat edin – bu yeni alışkanlıklar edinmenize ve yeni tadların farkına varmanıza olanak sağlar. Ne kadar çok sağlıklı tüketirseniz, sonrasında o kadar iyi hissedeceksiniz.

Tekdüzelikde sıkışmak

Ne kadar sağlıklı olsa da aynı yemekleri defalarca yemek sıkıcı gelir. Yaratıcılığınızı geliştirmesi için yemek kitablarındaki tariflere bakın, yakındaki sebze ve meyve pazarlarını dolaşın, daha önceden denemesiniz, arkadaşlarınızın önerdiği şeyleri deneyin. Çeşitliliği öncelik haline getirebilirseniz yaratıcılığınıza kullanarak sıkılmadan sağlıklı yemekler hazırlayabilir ve tüketebilirsiniz.

Eğer alışverişe çıkamıyor veya pişiremiyorsanız

Durumunuza bağlı olarak alışveriş yapamayabilir, kendiniz pişiremeyebilirsiniz.

Evlere servisi kullanın. Mahalle bakkalı veya yakınlardaki market evlere servis hizmeti vermekte olabilir.
Yardım isteyin. Bir arkadaşınızdan, komşunun çocuğunu sizin için alışverişinizi yapabilir.
Evinizi paylaşın. Büyük bir evde tek başınıza yaşıyorsanız. Ev işlerinde de seze yardım edecek bir ev arkadaşı düşünebilirsiniz.
Kadın tutun. Alışverişinizi ve ev işlerinizi yapacak bir yardımcı bulabilirsiniz.

Taşıma yemek


Taşıma yemek servisi bir şekilde eve bağlı insanlara sağlıklı besinler sunan hizmettir. Günlük hazırlanan gıdalar genelde sıcak bir öğle ve akşam yemeğiyle olarak iki öğünden oluşur. Bu hizmet hakkında www.lezzetcatering.com adresinden detaylı bilgi alabilirsiniz.

Yaşlılıkta Beslenme: devamlılığı sağlamanız için ipuçları

Sağlıklı beslenme süreklilik gerektirir. Bu sürekliliği sağlamız düşündüğünüzden kolay olabilir, işte size bazı ipuçları:

Yardım isteyin. Alışverişi, yemek pişirmeyi veya sosyalleşmeyi bir takım nedenlerle kendi başınıza yapamıyorsanız, yardım istemelisiniz. Yardım istemek dondurulmuş veya hazır gıdaları tükettemekten çok daha iyidir.
Çeşit, çeşit, çeşit! Sıkılmadan önce yediklerinizi ve pişirme şekillerinizi değiştirin. Yeni şeyler deneyin.
Öğünleri yapılabilir kılmak. Sağlıklı yemek çok zahmet gerektirmemeli. Yemeklerinizi basit ve yapılabilir olanlardan seçin. Yapabiliryorsanız buzdolabınızda yemeklerde kullanileceğiz sosları veya gıdaları hazır bulundurun.
Ortam yaratın. Yemeğiniz bir seromoniye dönüştürün. Pencerenin kenarında güzel hazırlanmış bir masa ve müzik zevk almanızı sağlayabilir.
Alışkanlıklarınızdan kurtulun. Eğer TV karşısında yemek yiyorsanız bunun yerinde birşeyler okuyarak yemek yemeğe çalışın. Daha iyisi bir arkadaşınız veya eşinizle yemek yiyin.

Daha fazla bilgiyi www.lezzetcatering.com adresinde bulabilirsiniz.



18 Ekim 2012 Perşembe

İleri yaşlılar için diyet ve beslenme ipuçları (2)


Yaşlılıkta Beslenme: sağlıklı yemek için ipuçları

Eğer besin değeri yüksek gıdalar yemeye alıştıysanız, sağlıksız besinler tükettiniz zaman bedeniniz size ağır ve halsiz gelecektir. Sağlıklı yeme alışkanlığı edinebilmeniz için gerekenler:

Tuzu azaltın. böylelikle yüksek tansiyondan ve su kaybından bedeninizi koruyun. Hazır alacağınız gıdalarda az tuzlu etiketi arayın. Yemeklerde aldığınız tuzu sarmısak veya baharatlar ile değiştirin.
İyi huylu yağları keşfedin. Zeytin, avakado, somon, ceviz, keten tohumu ve diğer doymamış yağların sunduğu faydalardan yararlanın. Bu leziz kaynaklardan alacağınız yağlar, vücudunuzdaki kötü huylu yağları (LDL kolestrol) kontrol ederek ve iyi huylu yağların (HDL kolestrol) seviyesini artırarak sizleri kalp krizlerinden korur.
Lif ekleyin. Kabızlık çekmeyin, kronik hastalık riskini azaltın, ham meyve, sebze ve tahıl  tüketerek alacağınız lif miktarını artırarak tokluk hissini yakalayın.
Kötü karbonitlardan kaçının. Kötü karbonitratlar - aynı zamanda basit veya sağlıksız karbonitratlar olarak da bilinir – arasında beyaz un, rafine şeker, kepek ve liflerinden ayrılmış beyaz pirinci sayabiliriz. Kötü karbonitlar hızla sindilir, kanda ani şeker patlamalarına neden olur ve az enerji ihtiva ederler. Bunlar yerine bol enerji içeren ve kana uzun süreli enerji sağlayan kompleks karbonitları içeren ham tahılları, ham meyve ve sebzeyi seçin.
Gizli şekere dikkat edin. Ekmek, konserve çorbalar ve sebzeler, soslar, dondurulmuş gıdalar, fast-food ve ketçap gibi ürünlere ilave şeker katılabilir. Hazır tükettiğiniz gıdaların etiketlerini  inceleyin. Mısır şurubu, melas, şeker tortusu, pirinç şurubu, fruktoz, sukroz, dekstroz ve maltoz gibi katkılar içeren gıdaları tercih etmeyin. Konserve yerine taze veya dondurulmuş sebzeleri, az şeker ve şeker içermeyen gıdaları isteyin.
Pişirmeye dikkat edin. Sebzeleri hazırlamanın en iyi yolu buharda pişirmek veya zeytin yağında sotelemektir. Haşlamayı unutun, haşlanan sebzeler besin değerlerini yitiriler.


Yaşlılıkta Beslenme: Beslenme ihtiyaçlarını değiştirme


Hayatımızın her döneminde vücudumuzda değişiklikler olur. Bu değişimler hakkında bilgi edinerek beslenme ihtiyaçlarımızı kontrol edebiliriz.


Fiziksel değişiklikler

·   Metabolizma. Kırk yaşından sonra her yıl vücud metabolizmamız biraz daha yavaşlar. Bu demektir ki. Eğer gençken yediğimiz kadar yemeğe devam edersek büyük olasılıkla kilo alırız. Çünkü yavaş metabolizma çok daha az kalori yakar. Bunun yanında fiziki olarak daha az bir hayata geçmiş de olabilirsiniz. Şu halde bi doktora danışıp günlük aldığınız kalori miktarınızı düşürmeyi düşünebilirsiniz.·   Zayıflamış hisler. Tat ve koku alma hisleriniz yaşlandıkça hassaslığını yitirir. Yaşlandıkça daha za tuzlu ve az acı gıdalara ihtiyaç duyulduğu halde, yaşlılar yemeklerini daha tuzlu ve daha acı almaya meyillidirler bunun bir sebebi yaşlılıkla beraber tuza ve acıya olan duyarlılığın kaybedilmesidir. Bu nedenle yaşlılara yemeklerine lezzet katmaları için baharat veya sıvı yağ gibi sağlıklı yağlar kullanmaları önerilir. Şekerli gıdalar için ise durum farklı bir şekilde yine aynı yere gelir. Yaşlıların şekerlileri ayırd etme yetenekleri diğer tat alma duyularından çok daha uzun ömürlüdür. Bu yüzden şekerli tatlılar ile şımartılmaya daha yatkındır. Daha çok şeker kullanmak yerine yemeklerinize daha çok meyve ekleyebilirsiniz.· Medications ve hastalıklar. Bazen ilaçlar veya sağlık problemleri iştahınızı azaltabilir veya yukarıda anlatılan tat alma duyusunu daha da bozabilir. Doktornuzdan ilaçların veya rahatsızlıkların bu etkisini azaltmak  için danışınız.· Sindirim. Yavaşlayan sindirim sistemi ile ilintili olarak yaşlandıkça daha az tükürük ve mide asiti üretiriz. Bu durum vücüdumuzun B12, B6 ve Folik asit gibi vitamin ve mineral alımını zorlaştırır. Vitaminler ve mineraller açık bir dima, sağlam bir hafıza ve düzgün çalışan bir dolaşım sistemi için gereklidir. Lifli besinleri artırmanızı ve doktorunuzla olası gıda takviyesi alımını görüşeminiz tavsiye edilir.


Yaşam tarzı değişiklikleri· Yalnızlık ve depresyon. Yalnızlık ve depresyon beslenmenizi etkiler. Bazıları için kötü hissetmek yemeden içmeden kesilmeye neden olurken diğerleri için ise aksi durumu tetikleyebilir. Duygusal durumunuzun beslenmeniz üzerine kötü etkidiğinin farkındaysanız bir doktor veya terapistinden yarım almanız önerilir.

           · Ölüm veya boşanma. Bekar veya dul kalan yaşlılar yemek yapmayı bilmeyebilir veya tek kişi için pişiremeyebilirler. Diğer taraftan tek kişi kalmanın aylık gelir düşüşüne sebep olduğu durumlar da sağlıklı besinleri alamayabilirler.

Kötü beslenmenin farkına varmak

Yaşlıların sağlık durumları göz önüne alındığında az yemenin, yediklerinden çok az besin almanın ve sindirim problemlerinin sebep olduğu kötü ve yanlış beslenme kritik bir hal alır. Yanlış beslenme yorgunluğa, depresyona, zayıf bağışıklık sistemine, kansızlığa, sindirim, solunum ve dolaşım problemlerine sebep olabilir.

Kötü beslenmeyi önlemek için ipuçları·        Besin yüklü gıdalar yiyin·        Bol çeşnili yemekler hazırlayın·        Öğünler arasında atıştırın·        Olabildiğince yanlız yememeye çalışın·        Yemek hazırlamak için yardım alın·        Doktorunuza danışın

Daha fazla bilgi için www.lezzetcatering.com adresinizi ziyaret ediniz.

17 Ekim 2012 Çarşamba

İleri yaşlılar için diyet ve beslenme ipuçları (1)


Yaşlılıkta doğru beslenme

Yaşlı yetişkinler için sağlıklı beslenmenin faydaları arasında: zeka ve akıl yeteneklerinin korunması, hastalıklara karşı dirençin sağlanması, bol enerji alınması, hastalıkların hızla atlatılması, kronik hastalıkların daha iyi yönetimini sayabiliriz. Her zaman olduğu gibi, yediklerimizin dış görünüşe ve dengeli ruh haline etkisi de yadsınamaz. Sağlıklı beslenmekten, tatsız gıdalardan oluşan bir diyet programı anlaşılmamalıdır. Yaşlılıkta iyi beslenme arkadaşlarla beraber oturulan renkli bir sofrada alınan taze gıdalar da olabilir.

Yaşlılar için beslenme: Ruha ve bedene bakma

 Yediklerinizin sizin birer parçanız olduğunu unutmayın. Bu yüzden yediklerinizi iyi seçmeli. Eğer her çeşit meyve ve sebze, tam tahıl ve yağsız proteyin tüketirseniz, kendinizi baştan aşağı canlı ve sağlıklı hissedersiniz.        

Sağlıklı ve uzun bir ömür – İyi beslenme kasları, kemikleri, organları ve vucüdün bütün kısımlarını uzun bir çalışma için güçlü tutar. Bol vitamin içeren yiyecekler bağışıklığı arttırır ve hastalıklara sebep olan toksinler ile savaşta yardımcı olurlar. İyi dengelenmiş bir diyet şüphesiz kalp hastalıklarına, inmeye, yüksek tansiyona, diyabete, kemik erimesine, kanser ve kansızlığa birebirdir. Bunun yanında az kalori tüketirken besin değeri yüksek gıdaları tercih ederseniz, kilonuzu da kontrol altında tutabilirsiniz.

            Zekanızı keskinleştirin – Beyin, görevini yerine getirebilmesi için anahtar nitelikte bazı besinlere ihtiyaç duymaktadır. Omega-3 yağ asitleri ile dolu meyve, sebze, balık ve yemişlerden oluşan bir diyet dikkatinizi yoğunlaştırmanıza yardımcı olurken Alzheimer riskini de azaltır.
           Daha iyi hissedin – Sağlıklı öğünler size zinde bir görünüm sağlar ve bol enerji verir. Bu da beraberinde kendine güveni getirir. Herşey bağlantılıdır: bedeniniz iyi hissettiğinde tepeden tırnağa siz de mutlu olursunuz.
________________________________________________________________________________
Yaşlılar kaç kaloriye ihtiyaç duyar?
50 yaşın üzerindeki bir bayan:
· Eğer fiziksel olrak aktif değilse günlük 1600 kaloriye gereksinir.
· Biraz hareketli bir yaşam sürüyorsa günlük 1800 kaloriye gereksinir.
· Çok aktif ise de günlük 2000 kaloriye ihtiyaç duyar.
50 yaşın üzerindeki bir bay:
            · Eğer fiziksel olrak aktif değilse günlük 2000 kaloriye gereksinir.
            · Biraz hareketli bir yaşam sürüyorsa günlük 2200-2400 kaloriye gereksinir.
            · Çok aktif ise de günlük 2400-2800 kaloriye ihtiyaç duyar.     ________________________________________________________________________________
Tabi ki dengeli beslenme kalori saymaktan ibaret değildir. Sağlıklı beslenmek çok yönlü bir yaklaşım gerektirir.

Yaşlılar için beslenme: Vücudunuz neye ihtiyaç duyuyor

Yaşlı yetişkinler doğal gıdaları seçerek sağlıklı bir geleceği seçmiş oluyor. Dengeli beslenme ile beraber yapılan fiziksel aktivite hayat kalitesini yüksek tutar ve bağımsız kalmanızda size yardımcı olur.

Yaşlılar için gıda piramidi ilkeleri

Meyveler – Nektar veya meyve sularındansa işlenmemiş meyveleri tercih edin. İşlenmemiş meyveler daha fazla lif ve vitamin içerir. Günde bir buçuk veya iki tam porsiyon meyve alımını hedefleyin.
Sebzeler – Renk sizin bu kategorideki belirleyiciniz olacaktır. Zengin anti-oksidantlar içeren koyu renkli ( ıspanak, brokoli gibi...), veya sarı ve turunçu sebzeleri (havuç gibi..) tercih edin. Günde iki veya iki buçuk posiyon sebze almayı deneyin.
Kalsiyum – Sağlıklı kemik yapısı yeterli kalsiyum alımına bağlıdır. Osteoporoz ve kemik kırıklarını engellemek için günlük 1,200 mg kalsiyum almaya çalışın. Kalsiyum ihtiyacınızı süt, yoğurt veya peynirden ve ayrıca brokoli, badem veya lahana’dan da karşılayabilirsiniz.
Tahıllar – İşlenmemiş ham tahılları işlenmiş tahıllara tercih edin. Makarna veya ekmek alırken ham tahıllardan imal edilenleri tercih edin. Yaşlılar günde 180 - 200 gram tahıl yemelidirler.
Proteyin – Yaşlıların, vücud ağırlığı göz önüne alındığında, her bir kilograma denk gelecek bir gram proteyin alması gerekir. Yani 65 kg gelen bir bayan günde 65 gram proteyin almalıdır. Örneğin bir porsiyon tuna balığı 40 gram proteyin içerir. Proteyin kaynaklarınızı balık, fasulye, bezelye, fındık, yumurta, süt, peynir ve tohumlar ile çeşitlendirebilirsiniz.

Önemli vitamin ve mineraller

Su – Yaşlandıkça vücudumuzun su dengesini koruyan mekanizmalar bozulmakta ve susuzluk hissimiz körelmektedir, bu yüzden yaşlılar su kaybına meyillidirler. Mutfağınıza veya yemek odanıza her saatte bir ve yemeklerde su içmeniz gerektiğini hatırlatan notlar bırakabilirsiniz. Su dengenizi koruyarak idrar yolu enfeksiyonlarından, kabızlık ve hatta ne yapacağınzı şaşırdığınız hallerden kendinizi koruyabilirsiniz.
Vitamin B – Elli yaşından sonra mideniz daha az gastirik asit üretir. Bu durum B-12 vitaminin emilimini güçleştirir. B-12 vitamini sinirleriniz ve kanınız için çok gereklidir. Günlük tavsiye edilen 2.4mcg B-12 vitaminini gıda takviyeleri ile veya vitamin takviyeleri ile alınız.
Vitamin D – Kalsiyum emilimi için gerekli olan D vitaminin çoğunu güneş ışınlarının yardımıyla cildimiz sentezliyor veya birtakım gıdalardan (balık, yumurtanın sarısı ve zenginleştirilmiş süt) dolaylı alıyoruz. Yaşlandıkça derimiz D vitamini üretiminde verimliliğini kaybeder, bu yüzden doktorunuza danışıp günlük D vitamini ihtiyacınızı besin veya vitamin takviyeleri ile alabilirsiniz.

Daha fazla bilgi için www.lezzetcatering.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

16 Ekim 2012 Salı

Doğal beslenerek diyet için Papaya


Zayıflamak için öncelikle bir egzersiz programı oluşturmanız gereklidir. Doğru seçilmiş bir egzersiz rutini ve beraberinde bol enerji içeren doğal besinlerden oluşan bir diyeti düşünmelisiniz. Doğal ve taze meyveler fazla kilolardan kurtulmanız için gerekli diyetin temel yapıtaşlarıdır. Çoğu meyve metabolik faaliyetleri geliştiren lifleri içerir. Bunun yanında meyveler, sağlıklı bir bedene sahip olmanıza katkıda bulunacak gerekli vitamin ve minarelleri de içerir. Bu meyvelerden Papaya sadece yağ yakıcı etkisi ile değil aynı zamanda gıda tavkiyesi de olarak kullanılabilecek önemli, aynı zamanda lezzetli bir meyvedir.

Yüksek oranlarda C ve A vitaminini içeren ve potasyum kaynağı olan Papaya, diğer meyve ve sebzeler ile de tercih edilebilir. Güney asya topluluklarında bitkisel ilaç olarak da kullanılır. Papaya meyvesi, cilt yaralarını, mantar enfeksiyonlarını, diş eti problemleri ve karın ağrısını iyileştirmede yardımcı olur. Böylelikle doğal beslenerek kilo verdirmenin yanında, şifalı bir meyve olan papaya sağlıklı kalmanızı da sağlar.

Yüksek oranda lif içeren sebze ve meyveler doğal beslenerek diyet programı uygulayanlar için çok önemlidir. Çünkü sadece papaya yiyerek geçirdiğiniz bir öğünde tükettiğiniz lifler  karnınızı doldurup, tokluk hissi yaratır, besinin düşük yağ içeriği sindirim sistemini yormadan metabolizmaya katılır, yağ yakar, az kalori ihtiva eder ve bütün bunlar kilo kaybına olanak verir.
Papaya dışında diyet programınızda kullanabileceğiniz bir çok meyve ve sebze vardır. Bunlar hakkında detaylı bilgi almak için http://www.lezzetcatering.com adresini ziyaret ediniz.